Tez-Antitez-Sentez Kim Buldu? Bir İzmirli Gençten Mizahi Bir Bakış
Bazen sabahları kahvemi alıp, dışarıda güneşin batışını izlerken birden aklıma takılır: Tez-antitez-sentez kim buldu? Hani, her şeyin bir nedeni vardır ya, işte bu soru da benim için öyle bir sabah düşüncesi. Bir şeyin kökenine inmeyi seviyorum. Ama hemen demek istiyorum ki: Hayır, ben filozof değilim, sadece her şeyin teorisini yapmaya meyilli bir İzmirli gencim!
Hadi gelin, siz de bu düşünce yolculuğuna benimle çıkın. Belki biraz esprili, biraz da kafa karıştırıcı olur ama merak etmeyin, sonunda bir çözüm bulacağız… ya da bulamayacağız, kim bilir?
Tez: Her Şeyin Bir Başlangıcı Olmalı
Her şeyin bir başlangıcı vardır, değil mi? Şu an düşünüyorum da, belki de bu filozofça bakış açısını gerçekten ilk kez gördüğümde… evet, belki üniversitedeki ilk felsefe dersinde! Hoca bir gün bizim gibi kafasında çamaşır telinden çerçeveli gözlüklerle dolaşan üniversiteli gençlere, “Tez nedir?” diye sordu. Herkes sessizdi, bir yudum su almak bile ses çıkarıyordu.
Ve sonunda, ellerini arkada bağlayan hoca, arka planda o klasik ‘derin anlamlı’ bakışını takınarak söyledi: “Tez, bir iddiadır! Bir düşüncenin, bir görüşün ortaya atılmasıdır.”
İçimdeki küçük filozof hemen devreye girdi. Vay be, gerçekten de! Tez, bir bakıma düşüncenin ilk patlaması, fikrin ilk kayması gibi bir şey. Tam olarak o anda “Evet, bu konuda bir şeyler söylemeliyim!” diyorsun, ama sana kimse sormuyor.
Tabii, tez denince aklıma gelen ilk şey 3 sayfalık o derste, “Neden domatesin içindeki su, taze domatesten daha lezzetlidir?” adlı yazım! Ama ciddiyetle düşününce, o zamanlar o kadar da saçma değildi. O domatesin peşinden yıllarca koştum, fakat hâlâ ne tez ne de antitez bulamadım!
Antitez: Her Şeyin Karşıtı Olmalı
Şimdi gelelim antitez kısmına. Her tez bir antitez gerektirir, değil mi? O zaman, düşünelim: Tez, başlangıçtı. Ama antitez? Dur bakalım… Antitez tam da burada devreye giriyor. Bir şeyin karşısına, dengeyi sağlamak için bir düşünce ya da görüş koyman gerekiyor.
Antitez, biraz da hayatın o ‘karşıtlık’ tarafı gibi. Bunu bazen bir arkadaşla sohbet ederken de hissediyorsun. Geçen gün mesela, arkadaşımla çay içiyorduk. “Ya, ne kadar da mükemmel bir gün” dedi. Ben de içimden dedim ki, Hayır, bu mükemmel bir gün değil, harika bir gün!
Şaka bir yana, antitez kendi içimde sürekli olarak var olan bir şey. Her şeyin karşısını görmek istiyorum. Mesela, “Çalışmak önemli” dediklerinde hemen şu düşünceye kapılıyorum: Eee, ama eğlenmek de önemli!
Bir bakıma, içimdeki antitezci hep her şeyi sorguluyor. “Bu akşam dışarı çıkmak mı? Ama ya yorgunsam? Yok, yok, kesin çıkarım. Ama belki evde film izlerim, karar veremedim.” Burada, aslında kendimle tartışıyorum.
Yani, antitez her zaman bir sorgulama sürecidir. Ama bazen de “Bu kadar mı?” diye sormak istiyorum. “Bu kadar mı sorgulama?” derken gerçekten sormak istiyorum. Yoksa içimdeki sürekli sorgulayan biriyle baş başa kalırım.
Sentez: Bir Yolu Bulmak
Hepimiz bir noktada sentez yapıyoruz. Yani, tez ve antitez arasında bir denge kuruyoruz. Hani birinin dediği gibi: “Her şeyin bir çözümü vardır.” Ve evet, bazen çözüme gitmek için bu dengeyi bulmamız gerekiyor.
Sentez, bana göre hayatın o tatlı kısmı: Hem doğruyu hem yanlışı aynı anda kabul edebilmek. Ve bazen bir şeyin sentezini bulmak, bir yemek tarifi gibi bir şey. “Hadi bakalım, biraz da bu kısımdan ekleyelim, şundan da koyalım, ahh, harika oldu!”
Geçen gün, bir arkadaşımla oturup, “En iyi tatlı hangisidir?” diye tartışıyorduk. O, baklava diyordu. Ben, “Hayır, tel kadayıf kesinlikle daha iyidir” diyordum. Sonunda ne oldu? Tatlıların sentezini bulduk: Orta büyüklükte bir baklava dilimi ve bir dilim tel kadayıf!
İşte bu, bir sentez örneğiydi. Hem tatlı sevdiklerimizden ödün vermedik, hem de ikisinin birleşiminden ortaya çıkan sonuca bayıldık.
Tez-Antitez-Sentez ve Benim Günlük Yaşamım
Her gün, bir bakıma, tez-antitez-sentez yolculuğunun içinde kayboluyorum. “Bugün işe geç kaldım” dediğimde, hemen kendime bir tez oluşturuyorum: Ya, trafik çok yoğundu! Ama sonra, içimdeki antitez devreye giriyor: Belki de biraz erken kalkmalıydım? Sonunda sentez buluyorum: Ama zaten dün gece çok geç yatmıştım, o yüzden geç kaldım, ne yapalım?
Sonuç olarak, tez-antitez-sentez, aslında hayatın her anında yaşadığımız bir döngü. Bazı şeyleri kabul etmek, bazen sorgulamak ve sonra her ikisini de birleştirerek bir denge bulmak. Ve bana göre, bu üç adımın tamamı… hayatın kendisidir.
Bunları yazarken de tam anlamıyla bir sentez yaptım: Tez: Teorik olarak güzel bir yazı yazmak. Antitez: Ama aynı zamanda eğlenceli bir şekilde yazmalıyım. Sentez: Hem bilgi verici hem de mizahi yazmak!
Evet, işte tam olarak böyle!