KKTC Yurt İçi Mi, Yurt Dışı Mı? – İzmirli Bir Gençten Mizahi Bir Bakış
Yazın başında, İzmir’de arkadaşlarla buluştuğumda sohbete başlamak için en sevdiğim soru şu: “KKTC yurt içi mi, yurt dışı mı?” Ama neden bunu sorarım? Çünkü hem düşündürür hem de komik duruma düşürür. Tabi ki kendimi. Hadi gelin, biraz da dertleşelim.
KKTC Yurt Dışı Mı? Yurt İçi Mi?
Beni tanıyanlar bilir, “düşünmek” benim için bir hobiden çok yaşam tarzıdır. Her zaman her şeyin altında başka bir anlam ararım. Ama şu KKTC konusu gerçekten kafamı karıştırıyor. Ne zaman bu konu açılsa, kimse tam olarak ne söyleyeceğini bilemez. Kimisi yurt dışı, kimisi yurt içi der. Peki gerçekten nedir KKTC’nin durumu?
Kıbrıs’ın Kuzey tarafı, 1983’te bağımsızlık ilan ettiğinden beri “KKTC” adıyla bilinir. Hadi gelin, biraz daha eğlenceli düşünelim. KKTC’yi yurt içi mi yurt dışı mı kabul edersek, dünya haritası bir anda kafamızda nasıl şekil alır? Türkiye’nin yanına mı koyarız, yoksa Avrupa’ya mı? Özgürlük ve egemenlik her anlamda soruları beraberinde getiriyor.
Arkadaş ortamında bu konuda genellikle şöyle bir diyalog döner:
Ben: “KKTC yurt içi mi, yurt dışı mı sizce?”
Arkadaşım: “Yurt dışı tabii, her şey Türk Lirası olsa da sonuçta başka bir devlet.”
Ben: “Ama sonuçta Türkiye’yle sıkı sıkıya bağlı, İstanbul’dan uçakla 1 saatte gidiyorsun, ben de 1 saatim…”
Arkadaşım: “O zaman bana İzmir’i yurt dışında sayalım!”
Evet, böyle anlarda gerçekten ne düşüneceğimi şaşırıyorum. Yani, Kıbrıs’a gitmek için vize almıyorsun, İstanbul’dan uçarak 1 saatte varıyorsun, Türk Lirası kullanıyorsun… Ama işte işin komik tarafı burada. KKTC, Türk dışı bir devlet olarak algılandığı için, bu meseleye hâlâ net bir çözüm bulamıyoruz.
KKTC’nin Yurt İçi Olduğu Anlar
Yalnızca bizim değil, Avrupa ve dünya ülkelerinin de bu durumu kabul etmekte zorlandığı bir gerçek. Bir de KKTC’nin yurt içi olduğunu savunanlar var. Mesela, bu durumu savunan arkadaşım Ahmet, “Ya kardeşim, KKTC bizim toprağımız, yurt dışı filan değil” diyor. Kıbrıs’ta yaşayan insanların Türkiye ile o kadar sıkı bağları var ki, bazen tam olarak “yurt içi” sayılabilecek bir yerdeymişiz gibi hissediyorum. Adada yaşıyor olmak, denizin keyfini çıkarırken bir yandan da sınırın öbür tarafında tatil yapıyormuşsun gibi hissettirebilir.
Ahmet: “Ne zaman girip çıkmak istersen gir, ya bizde zaten Kıbrıs diye bir yer var, onun içindeyiz.”
Açıkçası, Kıbrıs’a adım attığımda sanki kendi memleketime gelmişim gibi hissetmiyor muyum? Türkçe konuşan, Türk yemekleri yiyen, Türk halkıyla sohbet eden bir yerde olmak insanı rahatlatıyor. Üzerine biraz da sahil kenarında güneşlenmek, denize girmek derken… Sanki yurt dışına çıkmadım, tatil yapmadım, gayet de kendi ülkemdeymişim gibi hissediyorum.
KKTC Yurt Dışı Hissi Veren Anlar
Tabii ki KKTC bazen yurt dışı hissi verebiliyor. Mesela, Lefkoşa’da yürürken sokaklarda “Kıbrıs Cumhuriyeti” bayrağını görüp, “Eee, bu ne ya?” dememek elde değil. Bir yandan Türk bayrağını da görüyorsun ama bu kafa karıştırıcı. Yani, arada sıklıkla geçişken bir durum var. Bu, “Biraz daha Avrupa havası estirsek de olmuyor mu?” demek gibi bir şey. Çünkü KKTC’de bazı şeyler kesinlikle Türkiye’den farklı.
Kafamda: “Ya kardeşim, bu kadar mı farklıyız? Kültür mü? İklim mi? Giyim tarzı mı? Yani, sanırım bunlar yurt dışı hissiyatı yaratıyor.”
Düşünsene, bir gün Lefkoşa’ya gidip, Türkçe tabela görüyorum ama bir anda en güzel sahilde şezlongda uzanırken, bu atmosfer bana farklı bir şeyler hissettiriyor. Bir yandan, “Yurt dışı tatili gibi ama bir tık daha samimi” diyorum. KKTC’nin her köşesinde biraz garip bir denge var.
KKTC’de Gündelik Hayat: Türk Gibi, Ama Biraz Farklı
Bu “yurt içi” ve “yurt dışı” arasındaki ikilik, Kıbrıs’taki gündelik hayatta da kendini gösteriyor. Hadi gelin, KKTC’de bir gün nasıl geçer diye biraz hayal edelim:
Sabah kahvaltı için kahveciye gidersin. Türk çayı, börek, simit ve zeytin. Yani bir Türk kahvaltısı. Ama garsonun İngilizce aksanla “Good Morning!” demesiyle uyanıyorsun. “Neredeyim ben?” diyorsun, ama sonra herkesin aynı Türkçe şarkılarla arabasında dans ettiğini görüyorsun. O zaman anlıyorsun ki burası tam bir ikilem.
KKTC’de sokakta yürürken, bazen bir anda sol tarafınızdaki taksi şoförünün Arapça konuşması ya da sağdaki çarşıda İngilizceye takılması, evet, işte o an, “yurt dışı” hissini yavaşça hissettiriyor. Ama bir adım sonra “Hadi ya, her şey Türkçe burada, Türk kahvaltısı yapıyoruz ve sonunda dönerciyi geçerken midem guruldamaya başlıyor. Nasıl yurt dışı bu?” diyorsun.
KKTC: Türkiye’nin Bir Parçası mı? Yoksa Farklı Bir Dünya mı?
Sözün özü, KKTC’nin yurt içi mi yoksa yurt dışı mı olduğu konusunda kesin bir görüş yok. Kimi günler, sadece “Burası Türkiye” dediğinizde mutlu oluyorsunuz, kimisi ise “Burası Avrupa havası almış bir Türk memleketi” diyerek biraz daha fazla özgürlük ve Avrupa etkisi görmek istiyor.
Bu konuya nasıl yaklaşılırsa yaklaşılsın, KKTC’nin ne yurt içi ne de yurt dışı olduğunu söylemek zor. Çünkü her an her şey değişebilir. Sonuçta, Türkiye’den gelen sıcak yaz havası, Türk kahvaltıları, Türkçe konuşmalar ve dönerci köşeleri bir araya geldiğinde, insanın kafası iyice karışıyor.
Ve bence bu karışıklık, KKTC’nin gerçekten benzersiz olduğu, farklı bir yer olduğuna işaret ediyor. Hem yurt içi gibi hissediyorsunuz, hem de bazen yurt dışında olduğunuzu unutturuyor. Belki de bu, KKTC’yi bu kadar özel yapan şeydir: bir yanıyla Türkiye’nin bir parçası, diğer yanıyla ise kendi başına var olma çabası…
Yani, cevap vermek gerekirse: KKTC, yurt içi ile yurt dışı arasında bir yerde. Ama en güzeli, her ikisinin de tadını çıkarabilmek.