İran Ehliyeti Türkiye’de Geçiyor mu? Bir Trafik Polisinden Daha Fazla Terleten Hikâye
İzmir’de yaşayıp da trafikte psikolojik dayanıklılık geliştirmemek mümkün değil. Sabah Bornova’dan çıkıp Alsancak’a ulaşana kadar insan hayatı sorguluyor. Bir de buna “İran ehliyeti Türkiye’de geçiyor mu?” sorusu eklenince olay bambaşka bir seviyeye çıkıyor. Çünkü bu soru ilk bakışta çok resmi, çok devlet dairesi kokan bir soru gibi duruyor ama içine girdikçe bildiğin aile WhatsApp grubuna dönüyor. Herkes başka bir şey söylüyor.
Geçen ay arkadaş ortamında konu açıldı. Biz çay içiyoruz, masada çekirdek dönüyor, biri bir anda dedi ki:
— “Olum İran’dan gelen kuzen var, ehliyetle burada araba kullanabiliyor mu acaba?”
Masada bir sessizlik oldu. Böyle derin bir sessizlik. Sanki biri “hayatın anlamı nedir?” diye sormuş gibi.
Ben de klasik gereksiz özgüvenimle atıldım:
— “Abi uluslararasıdır ya bence, sonuçta araba aynı araba.”
İşte benim hayatım tam olarak bu. Bilmediğim konularda aşırı rahat konuşup gece yatarken tavana bakıp “neden öyle dedim ki?” diye düşünmek.
İran Ehliyeti Türkiye’de Geçiyor mu? Kısa Cevap: Evet Ama Film Orada Başlıyor
Gaziyayincilik ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “İran ehliyeti Türkiye’de geçiyor mu” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.
Önce net cevabı verelim çünkü internette bazı siteler konuyu öyle bir anlatıyor ki sanki Mars’tan gelen uzay aracına plaka çıkarıyorsun.
İran ehliyeti Türkiye’de geçiyor mu?
Evet, belirli şartlarla geçiyor.
Türkiye’ye geçici olarak gelen İran vatandaşları, belirli süre boyunca kendi ehliyetleriyle araç kullanabiliyor. Ancak olay “ehliyeti göster geç” kadar basit değil. Çünkü işin içinde noter tercümesi, süre sınırı, ikamet durumu ve bürokrasinin o mistik enerjisi var.
Bir devlet kurumuna girince neden herkesin yüzü aynı oluyor bilmiyorum. İçeri giriyorsun, herkes sanki az önce çok dramatik bir final yaşamış gibi bakıyor.
Turist Olarak Gelenler İçin Durum
Eğer İran’dan Türkiye’ye turist olarak geldiysen işler daha kolay. İran ehliyeti belli bir süre boyunca kullanılabiliyor. Özellikle kısa süreli kalışlarda uluslararası kurallara göre problem yaşanmıyor.
Ama burada kritik nokta şu: ehliyetin geçerli ve okunabilir olması gerekiyor.
Yani trafik çevirmesinde polis memuru ehliyete bakıp:
— “Bu ne abi? Şiir kitabı mı?”
dememeli.
Bazı durumlarda ehliyetin noter onaylı Türkçe tercümesi istenebiliyor. İşte olay burada komediye dönüyor.
Çünkü noter tercümesi dediğin şey Türkiye’de ayrı bir evren.
Bir kere noter ofisine girince insan kendini miras kavgası içindeki dizi karakteri gibi hissediyor.
— “Abi sadece ehliyet çevrilecek.”
— “Fotokopi üç adet.”
— “Yanında kimlik?”
— “İkamet?”
— “Kan grubun?”
— “Çocukluk travmaların?”
Bir noktada “Ben araba kullanmayayım ya” deme noktasına geliyorsun.
İkamet Alanlar İçin İşler Biraz Karışıyor
Şimdi olayın kritik kısmına geldik.
Eğer İran vatandaşı Türkiye’de uzun süre yaşayacaksa, yani ikamet alacaksa, belirli bir süreden sonra İran ehliyetiyle devam etmek mümkün olmuyor. Bu durumda ehliyeti Türk ehliyetiyle değiştirme süreci gündeme geliyor.
İşte burada benim beynim direkt kapanıyor.
Çünkü Türkiye’de “belge dönüştürme” işlemleri bana hep bilgisayar oyunu görevi gibi geliyor.
Görev listesi:
✔ Sağlık raporu al
✔ Biyometrik fotoğraf çektir
✔ Noter tercümesi yaptır
✔ Randevu bulmaya çalış
✔ Sistem hata verince sinir krizi geçir
✔ Eve dönüp hayatı sorgula
Bir de biyometrik fotoğraf konusu var. Dünyada insanın özgüvenini biyometrik fotoğraf kadar hızlı düşüren başka bir şey yok.
Fotoğrafçı:
— “Biraz ciddi bak.”
Ben:
— “Abi zaten hayat yeterince ciddi.”
Sonuç? Pasaportta uluslararası suç örgütü liderine benziyorum.
Ehliyet Dönüştürme Sürecinde İnsan Neden Yaşlanıyor?
Bakın bunu samimi söylüyorum. Türkiye’de resmi işlem yaparken insanın ruh yaşı değişiyor.
Sabah evden çıkıyorsun 25 yaşındasın.
Öğlen nüfus müdürlüğündesin:
“Evladım sıra sende.”
Akşam eve dönüyorsun:
“Bu memleket düzelmez.”
İran ehliyeti Türkiye’de geçiyor mu sorusunun teknik cevabı aslında kısa ama işin pratik kısmı insanı yoruyor. Çünkü herkes başka bilgi veriyor.
Bir arkadaş dedi ki:
— “Kanka direkt kullanılıyor.”
Öbürü:
— “Yok ehliyeti bırakıp Türk ehliyeti alıyorsun.”
Bir başkası:
— “Benim dayımın komşusu çevirmiş.”
Bu ülkede bütün bilgiler neden hep “dayımın arkadaşı” üzerinden ilerliyor bilmiyorum.
Trafik Çevirmesi Senaryosu: Gerilim Filmi Gibi
Benzer Bir Yazı: İran dünya ekonomisi kaçıncı sırada ?
Şimdi hayal edin.
Gece İzmir Kordon tarafındasın. Hafif serinlik var. Arabada eski Türkçe pop çalıyor. Keyifler yerinde.
Bir anda çevirme.
Polis el kaldırıyor.
İşte o an dünyanın en masum insanı bile içinden şunu geçiriyor:
“Kesin bir şey yaptım.”
Polis geliyor:
— “Ehliyet ruhsat.”
İran ehliyeti uzatılıyor.
Polisin yüz ifadesi:
“Bugün sistem beni sınıyor.”
Sonra arabadaki herkes aynı anda susuyor. Klimanın sesi bile dramatik geliyor.
Ben böyle anlarda gereksiz yere aşırı kibarlaşıyorum.
— “Kolay gelsin abi.”
— “İyi akşamlar abi.”
— “Vatan size emanet abi.”
Sanki biraz daha devam etsem beni fahri trafik polisi ilan edecekler.
Türkiye’de Trafik Zaten Başlı Başına Duygusal Bir Deneyim
Dürüst olayım, ehliyet hangi ülkeye ait olursa olsun Türkiye’de araç kullanmak zaten ayrı bir cesaret seviyesi.
Özellikle İzmir trafiğinde insanlar sinyal vermeyi kişisel sır gibi saklıyor.
Adam sağa dönecek.
Sinyal yok.
Son saniye kırıyor direksiyonu.
Ben arkada:
— “Abi keşke bunu önceden paylaşsaydın.”
Bir de korna kültürü var.
Türkiye’de korna bazen iletişim dili gibi kullanılıyor.
Kısa korna:
“Geç.”
Uzun korna:
“Hayat tercihlerinden memnun değilim.”
Art arda korna:
“Kaos benim yaşam biçimim.”
İran ehliyeti Türkiye’de geçiyor mu diye araştıran biri muhtemelen önce şunu düşünüyordur:
“Ben bu trafikte hayatta kalabilir miyim?”
Haklı bir soru.
İnternetteki Bilgi Kirliliği İnsan Beynini Yakıyor
Bu konuyu araştırırken fark ettim ki internette herkes hukuk profesörü olmuş.
Bir site diyor:
“Kesin geçerli.”
Öbürü:
“Asla kullanılamaz.”
Diğeri:
“Uluslararası anlaşmalara bağlı.”
Bir noktadan sonra insan kendini Birleşmiş Milletler toplantısında hissediyor.
Benim en korktuğum şey yanlış bilgiyle özgüven patlaması yaşamak.
Çünkü ben daha önce “kesin açıktır” diye gittiğim mekânın kapısında kalmış adamım.
O yüzden İran ehliyeti Türkiye’de geçiyor mu konusunda en sağlıklı yöntem resmi kurum bilgilerine göre hareket etmek.
Ama kabul edelim… resmi siteler de bazen bulmaca gibi.
Siteye giriyorsun.
“Yabancı sürücü belgeleri hakkında yönetmelik kapsamında ilgili hükümler…”
Abi ben sadece araba sürebiliyor muyum onu öğrenmek istiyorum.
Niye kendimi hukuk fakültesi finalinde gibi hissediyorum?
Ehliyet Meselesi Aslında Bir Uyum Hikâyesi
Şaka bir yana, başka bir ülkeden gelip burada hayat kurmaya çalışmak kolay iş değil.
Yeni şehir.
Yeni sistem.
Yeni kurallar.
Bir de üstüne trafik.
Ben Konak’ta ters yöne yanlışlıkla girince bile üç gün utanıyorum. Düşünsene başka ülkeden gelmişsin, sistemi anlamaya çalışıyorsun.
O yüzden insanların “İran ehliyeti Türkiye’de geçiyor mu?” diye araştırması çok normal.
Çünkü mesele sadece araba kullanmak değil. Bir yere ait olmaya çalışmak gibi biraz.
Bak yine fazla düşündüm.
Benim klasik problemim bu zaten.
Arkadaş ortamında dünyanın en rahat insanı gibi takılıyorum.
Gece olunca:
“Acaba hayat gerçekten lineer bir yapı mı?”
Beyin hiç susmuyor.
Sonuç: Direksiyon Aynı Ama Bürokrasi Evrensel
Şunları da İnceleyin: İran dini lideri nasıl seçiliyor ?
Toparlarsak…
İran ehliyeti Türkiye’de geçiyor mu?
Evet, belirli koşullarda geçiyor. Özellikle kısa süreli ziyaretlerde kullanılabiliyor. Ancak uzun süreli ikamet durumlarında Türk ehliyetine geçiş süreci gerekebiliyor. Noter tercümesi, resmi prosedürler ve süre sınırları önemli detaylar arasında.
Ama bence olayın özeti şu:
Dünyanın neresine gidersen git, trafik stresi evrensel.
Bir insanın gerçekten olgunlaşıp olgunlaşmadığını anlamak için üç test yeterli:
1. İnternetten aldığı mobilyayı tek başına kurabiliyor mu?
2. Resmi evrak işinde sakin kalabiliyor mu?
3. İstanbul ya da İzmir trafiğinde küfür etmeden araç kullanabiliyor mu?
Üçünü yapan insan zaten spiritüel seviyeye ulaşmıştır.
Ben hâlâ ikinci maddede takılıyorum. Noter sırası görünce içimde hafif bir kaçma isteği beliriyor.
Ama hayat böyle galiba.
Bir yandan ciddi meseleler.
Bir yandan saçma detaylar.
Bir yandan ehliyet yönetmeliği.
Bir yandan “Acaba yanlış şeritte miyim?” paniği.
Yetişkinlik tam olarak bu sanırım.
“İran ehliyeti Türkiye’de geçiyor mu” konusunu beğendiyseniz Gaziyayincilik sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.